DİYABET HASTALIĞI

Diyabet nedir?
Pankreasın yeterli miktarda insülin salgılayamaması veya salgılanan insülinin yeterli derecede kullanılamaması nedeniyle kan şekerinin yükselmesi durumu olarak tanımlanan diyabet ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak nitelendiriliyor.
Diyabetin iki ayrı tipi var: "Tip 1" ve "Tip 2"
"Tip 1" diyabet insülin hormonu eksikliği sonucu meydana geliyor. Sıklıkla çocukluk ve gençlik çağlarında başlıyor. Türkiye´de şeker hastalarının yüzde 10´unu "Tip 1" diyabetliler oluşturuyor. "Tip 2" diyabeti ise daha çok erişkinlerde görülüyor. 40 yaşın üstündeki kişilerde enfeksiyon, stres, ameliyat, gebelik ya da fazla kilo alınması  hastalığı ortaya çıkarabiliyor.
Kimlerde daha fazla görülür?
Uzmanlar ailesinde diyabet olanlarda, şişman kişilerde, 4 kilodan daha ağır bebek doğuran kadınlarda ve aşırı stres altında yaşayan insanlarda diyabet görülme riskinin daha sık olduğu belirtiliyorlar.
Belirtileri neler?
Sık idrara çıkma, ağız kuruluğu, çok su içme, açlık hissi, cilt yaralarının geç iyileşmesi, kuru ve kaşıntılı bir cilt, ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, erişkinlerde görülen diyabetin en önemli belirtileri arasında yer alıyor. Bu belirtiler zaman içinde yavaş yavaş ortaya çıkıyor.
Tedavinin esasları neler?
"Tip 2" diyabetin tedavisinin ilk adımını beslenme ile yaşam tarzının değiştirilmesi ve egzersiz programlarına başlanması oluşturuyor. 

EVDE KAN ŞEKERİ TAKİBİ VE ÖNEMİ

Ağızdan alınan kan şekerini düzenlemek için kullandığımız ilaçlar , beslenme ve egzersizle kan şekeri kontrolü sağlanamayan Tip 2 diyabetlilerde kullanılır. Bu ilaçların etkileri biribirlerinden farklıdır. Bu ilaçları etkilerine göre gruplandırıp inceleyeceğiz.

Evde kan şekeri izlemenin yararları:
• Daha kolay ve ekonomik kan şekeri kontrolü sağlanmasına yardım eder. Striple kan şekeri ölçümü, labaratuvar koşullarında ölçümden daha ekonomiktir, üstelik striple ölçümde çok kısa süre içerisinde sonuç alınabilir, böylece zaman kaybı da önlenmiş olur.
• Hipoglisemi ve hipergliseminin erken fark edilerek önlenmesini sağlar. Hipoglisemi veya hiperglisemi belirtisi hissettiğiniz anda evinizde hemen ölçüm yapıp sonuç alabildiğiniz için, zaman kaybetmeden ve bu komplikasyonlardan zarar görmeden şekerinize müdahale edebilirsiniz.
• Kullanılan diyabet ilaçlarının doz ayarını kolaylaştırır. Evde izlediğiniz kan şekeri sonuçlarınıza göre doktorunuz kan şekeri düşüklüklerini ve yükselmelerini, bunların ortaya çıkış zamanlarına göre değerlendirerek tedavinizi çok daha iyi planlayabilir.
• Daha güvenli ve rahat bir yaşam sağlar.

GÖZ TANSİYONU (GLOKOM)

Her 100 kişiden birinin sorunu olan göz tansiyonu ya da glokom, tüm körlüklerin de yüzde 5´inden sorumlu tutuluyor. Yıllarca hiç belirti vermeden ilerleyen glokomun bebekler açısından risk oluşturduğuna işaret edilmektedir.  1 yaş altındaki tüm bebeklerin kontrolden geçirilmesi önerilmektedir.
Türkiye´deki istatistikler net olarak bilinmemekle birlikte 40 yaş üzeri her 100 kişiden 1´inde göz tansiyonu saptanmaktadır. Aynı zamanda tüm körlüklerin yaklaşık yüzde 30-35´inden göz tansiyonu sorumludur.
Glokom her yaşta görülebilir, ancak 40 yaş üzerinde daha sık tesbit edilmekte ve yaşın ilerlemesi ile birlikte hastalığın görülme oranı artmaktadır.
Göz tansiyonu yüksekliği, doğumsal olarak görülebilir. Konjenital glokom olarak tanımladığımız bu hastalık hemen doğumdan sonra, ya da bir süre geçtikten sonra ortaya çıkar. Bebeğin gözlerinin normalin üzerinde yaşarması ve ışıktan rahatsız olması hastalığın  ilk belirtileridir. Hastalık ilerledikçe artmış olan göz içi basıncının etkisi ile kornea dediğimiz gözün ön saydam kısmının çapında  artma olur ve göz normalden daha büyük görünür. Eğer hastalık hala tanınıp tedavi altına alınmamışsa giderek artan göz siniri hasarı sonucu körlük kaçınılmazdır. Bu yüzden 1 yaş altı bütün bebeklerin herhangi bir göz problemi olmasa dahi bir göz  doktorunun kontrolünden geçmesinde yarar var.

ÇOCUĞUNUZUN OMURGA GELİŞİMİNE DİKKAT EDİYORMUSUNUZ?

SKOLYOZ : Omurga 3 boyutlu eğimidir. Normal omurga önden veya arkadan bakıldığında düzdür. Yine normal olarak yanlardan bakıldığında omurga göğüs bölgesinde, arkaya “kifoz” bel bölgesinde öne “lordoz” doğru eğimlidir. Skolyozda yukarıdan aşağıya bakıldığında tüm vertebralar sırt veya bel bölgesinde bir yöne doğru eğilmişlerdir. Omurganın merkezinden üstten aşağıya bakıldığında omurgaların bir kısmı bükülmüşlerdir. Bu da “genelde sağ” kaburgaların çıkınıtılı olması sonucunu doğurur. Skolyoz ailenin birden fazla üyesinde aynı veya farklı kuşaklarda ortaya çıkabilir. “skolyoz, çocuğun veya ailesinin yaptığı veya yapamadığı bir şey nedeni ile gelişemez” Kötü vücut postürü veya ağır çanta taşımak Skolyoza neden olmaz. Skolyoz genelde buluğ çağında ortaya çıkan bir omurga deformitesidir.

Nasıl Fark Edilir?
Skolyozun en çok görülen bulgularından birisi sağ tarafta belirginleşen kürek kemiği çıkıntısıdır. Bir omuz diğerinden daha yüksek olabilir ve çocuk bir tarafa eğilmeye eğilimlidir. Kalça kemikleri simetrik olmayabilir ve biri diğerinden daha yüksekmiş gibi görünür. Skolyozu bozuk duruş ile karıştırmamak gerekir. Sıklıkla skolyozun ilk belirtilerinden biri daha önce giyilebilen giysilerin vücuda tam oturmamasıdır. Bu kızlarda eteğin veya giysinin çizgilerinin asimetrik olması ile belirginleşir.

BEBEK BAKIMI

    Bebek Bakımı Heyecanla beklenen doğum gerçekleştikten sonra anneler, bebeklerine nasıl bakmaları gerektiğiyle ilgili olarak yakınlarından ve arkadaşlarından gelen öneriler yüzünden ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Bu karmaşa bebek bakımında yanlışlara yol açabiliyor. Anne sütünün yetersiz olduğunun düşünülüp hemen mamaya başlanması: Yenidoğan bebeklerin daha iyi büyüyüp gelişmeleri, hastalıklardan korunmaları ve nöromotor gelişimleri için anne sütü büyük önem taşıyor. Hazırlanma ve saklanma sorunlarının olmayışı, ucuzluğu, istenilen her yerde verilebilmesi anne sütünün seçilmesindeki faktörlerden yalnızca bazıları. Anne sütü ilk günlerde fazla miktarda salgılanmıyor. Fakat 3. gün ve 3. hafta da artış gözleniyor. Buradaki en önemli kriter, annenin emzirmek istemesi ve bebeğin emmesidir. Eğer bebeğin emmesini engelleyecek bir sorun varsa (dudak, damak yarağı gibi) anne çalıştığı için emziremiyorsa o zaman anne sütü sağılıp buzdolabında saklanabilir. Buzdolabından çıktıktan sonra oda sıcaklığına gelince bebeğe verilebilir. Eğer bebek düzenli takiplerinde iyi tartı alıyor ve günde en az beş kez idrar yapıyorsa anne sütü yetiyor demektir. İlave su veya mamaya pek gerek yoktur.

ASTIM KALITSAL MIDIR?NASIL TEDAVİ EDİLİR?

ASTIM Nedir?

Solunum  yollarının mikrobik olmayan iltihaplanma  nedeniyle  daralmasına  “astım”  denir. Bu daralma,  solunum  yolları  daralmasındaki  kasların kasılmasına, mukozanın şişmesine  ve  buradaki salgının artmasına  bağlıdır.

Astımın  belli  başlı  belirtileri  nelerdir; belirtileri ortaya  çıkaran  nedir?
-         Hırıltı
-         Öksürük
-         Nefes  darlığı
-         Göğüste  sıkışma  hissi

Bu  belirtiler  genellikle   nöbetler halinde gelir, egzersiz  veya gülmeyle, soğukalgınlığı  sırasında  veya çeşitli allerjilerle maruz kalma ile  artar. Astım tedavi  edilmeme  veya yetersiz tedavi edilirse  belirtiler  sürekli  hale gelebilir.

Astımı başlatıcı  eteknlerin bazıları çok özgündür ve bazı  kişileri etkileyip, bazılarını etkilemez.

VARİS VE TEDAVİSİ

Hem estetik görüntü olarak rahatsız eden hem de sağlık açısından problemlere neden olabilen varislerin tedavisinde günümüzde skleroterapi yöntemi ve lazer tedavisi etkin olarak kullanılıyor.
Kalıtımsal olarak yatkınlık, şişmanlık ve hamilelik dönemindeki hormonal değişimlere bağlı olarak hızla artan varis problemi, skleroterapi ve lazer yöntemleriyle başarıyla tedavi edilebiliyor. Uzun süre ayakta kalmaya bağlı olarak da görülme sıklığı artan varis probleminin ilerlememesi için varis çorabı giyilmesi öneriliyor.
Vücudun herhangi bir yerinde bulunan toplar damarların genişlemesi olarak tarif edilen varislerin iki ayrı tipi bulunduğu belirtiliyor. Varisler, ana toplayıcı yüzeysel sistem varisleri, yan dal varisleri ve daha ince toplar damar varisleri olarak gruplara ayrılabilmektedir.  Bu durum, sıklıkla vücudun en alt yerleri olan bacaklarda gelişir. İnsan organizmasının en zayıf yapıları olan toplar damarlar iki ayaklı konuma geçmekle birlikte büyük basınç altında kalmışlardır. Toplar damarlar içindeki kanı, atar damarlarda olduğu gibi iten kalp sistemi yoktur. Ancak içindeki kapakçıklar, adale kasılması ve gövdede olan basınç değişiklikleri yardımıyla kanı yukarı kalbe doğru sevk ederler. Kalıtım, hamilelik, kilo alma, hormon değişikliklerine bağlı bu zayıf sistemde