MERKEZİMİZDE GÜN VE SIRA BEKLEMEDEN MR ve TOMOGRAFİ TETKİKLERİ YAPILMAKTADIR YAŞAM TIP MERKEZİ TEL :(318) 212 50 00 soru ve görüşleriniz için mail : yasamtip71@gmail.com


KALE YAŞAM OSGB DE TAM ZAMANLI ÇALIŞACAK İŞYERİ HEMŞİRELİĞİ SERTİFİKASINA SAHİP HEMŞİRELER ARANMAKTADIR.


KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM UZMANI





OP.DR.ABDULKADİR YANARTAŞ
KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM UZM.

Her anne ve baba adayı bir çocuk sahibi olmayı planlarken,mutlaka çocuğunun sağlıklı olmasını ve sağlıklı doğmasını ister.Ama bunun için ne yapması gerektiğiniçoğunlukla bilmez veya kulaktan dolma bilgilerle kısmen doğru çoğu zamanda yanlış bilgilerle yola çıkar.

Bu yolda giderken yapılan hatalar ve kaybedilen zaman gerek anne gerekse çocuk için telafisi mümkün olmayan sorunların yaşanmasına sebep olabilir.Mutluluk için atılan adım büyük bir hayal kırıklığı yaşatabilir.Bunların olmaması için sağlıklı bir gebelik getirmek gerekir.Sağlıklı gebelik daha hamilelik önce enaz bir ay öncesinden gerekli tedbirleri alarak sağlanabilmektedir. Aşağıdaki durumlarda bu süre çok daha önceden başlamalıdır.

*Anne adayının kronik hastalığı varsa bunların tedavisinin aktif olarak yapılması, gebeliğin hastalığa, annedeki hastalığın gebeliğe etkisi ve gebelik sırasında izlenecek yol ilgili uzman hekim ve kadın doğum uzmanının birlikte yapacakları değerlendirme ile planlanır.Tedavide kullanılacak ilaçlar çocuğa dokunmayacak veya enaz olumsuzluk yaratacak şekilde düzenlenir.

*Anne adayı aşırı zayıf ise,çocuğu zayıf ve hassas olacağından,anne adayı normalden daha fazla kiloda ise hem annenin kendisi hemde çocuğu risk altında olacağından anne adayının gebelik öncesi ideal kiloya ulaşması istenir.Bunun için bilinçli bir beslenme programı yapılıp,diyetisyenle görüşülmelidir.

*Gebelik öncesi yapılacak birtakım tetkikler hem anne adayının farkında olmadığı yada hafif seyreden amahamilelikte alevlenecek veya aynı şekilde annede problem yaratmayacak fakat gebelik sırasında çocuğu etkileyecek hastalıkları önceden tespit ederek gerekli tedbirleri almamızı sağlayacaktır.Bu hastalıkların tam tedavi edilebilenleri tedavi edilir , tedavisi tam yapılanamayanlarda ise önceden bilinen risklere karşı hazırlıklı olarak gebelik takibi ve doğum için en ideal ortam tesbitedilir.Yani gebelik sırasında olabilecek riskler önceden tesbitedilerek,anne adayının risk skorlaması yapılır vegebelik takibi yapılacak , hatta doğum için gerekli olabilecek daha üst basamaklı bir Doğum hastanesi ile önceden temasa geçmesi sağlanır..

*Aynı zamanda anne adayında olabilecek kansızlık ,vitamin,mineral eksikliği vs. durumlar düzeltilerek çocuğun anne karnında büyüyeceği en ideal ortam sağlanmalıdır. Gebelik sırasında çıkabilecek bazı bulaşıcı hastalıklar annede hafif seyrederken anne karnındaki çocukta sakatlıklar yapabilmektedir bu tür en sık rastlanılan hastalıklardan özellikle öncesindekızamıkçık (rubella),hepatit B ve mevsimi ise grip için aşılama yapılarak hamilelik sırasında çocuğun etkilenmesi önlenir.Son on yıldır çocuktaki konjenital sinir sistemi hastalıkları ile annenin folik asit düzeyi arasında yakın ilişki olduğukesin olarak ortaya konduğundan hamilelikten en az bir ay öncesinden folik asit takviyesi yapılmaya başlanmalıdır.

Özet olarak sağlıklı bir gebeliğe sahip olma planlanırken , annenin kronik hastalığı veya kilo problemi durumunda aylar öncesinden normal durumlarda ise birkaç ay öncesinden mutlaka doktora danışmak, hamilelik öncesi tedbirlerin alınmasını sağlayacaktır.Bundan sonra ilerideki yazılarımda bahsedeceğim gebelik sırasındaki yapılması gereken takiplerle sağlıklıgebelikve bunun sonucunda sağlıklı bir çocuğa sahip olma şansımız en yüksek seviyelere çıkacaktır.

Op. Dr. Abdulkadir Yanartaş
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı


PSİKİYATRİ DOKTORUMUZ UZM.DR.İBRAHİM YILMAZ

MERKEZİMİZDE HİZMET VERMEKTEDİR. 






ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANI
OP.DR. ALPARSLAN AKKURT
   
      Otopedi ve travmatoloji uzmanı Op.Dr.Alparslan AKKURT merkezimizde hizmet vermeye başlamıştır.

Ortopedi Bölümü Hangi Hastalıklara Bakar?


Ortopedi ve Travmatoloji Ana bilim dalı öncelikle doğuştan gelen sakatlıklarda tedavi amaçlı oluşturulmuş, ilerleyen yıllarda gelişerek birçok rahatsızlığın ve yaralanmanın tedavisini kapsayan bir tıbbi bölüm dalı haline gelmiştir. Ülkemizde en çok rağbet gören branşların başında gelen ortopedi bölümü, hastanemizde modern ekipmanlar ve uzman doktorlar tarafından aşağıdaki hizmetleri vermektedir. 

1. Doğuştan veya gelişimsel olan bebek ve çocuk hastalıkları

- Kalça çıkığı
- Çarpık ayak
- Bel eğriliği gibi

2. Spor yaralanmaları

- Menisküs yaralanmaları
- Bağ yaralanmaları
- Burkulma ve ezilmeler gibi

3. İskelet sisteminin tüm diğer yaralanmaları

- Kırıklar
- Çıkıklar
- Tendon yaralanmaları gibi

4. Kol ve bacaklarda oluşan çok kullanmaya bağlı bozukluklar

- Sinir sıkışması
- Tetik parmak
- Tenisçi dirseği gibi

5. Yaşla ortaya çıkan eklem kireçlenmeleri

- Omuz, bel, dirsek
- Kalça
- Diz
- Ayak bileği kireçlenmeleri gibi

    BESLENME VE DİYET



                 Beslenme ve diyet uzmanımız Ecem ARSLAN tıp merkezimizde hizmet vermeye başlamıştır.Kilolarınız  ve sağlıkla  ilgili tüm sorularınızı uzmanımıza danışıp yeni yaşamınızda yapılması gerekenleri birlikte yapabilirsiniz.Öz güveninizi ve sağlığınızı yeniden kazanın.



AMAÇ DİYET DEĞİL !! SAĞLIKLI BESLENME PROFİLİNİ VE BUNU HAYAT BOYU UYGULAMAYI ÖĞRETMEK !!


NEYİ TÜKETTİĞİMİZ?
NASIL TÜKETTİĞİMİZ ?
NE ZAMAN TÜKETTİĞİMİZ ?
NE KADAR TÜKETTİĞİMİZ ?



      Bu soruları doğru  yanıt vermeyi öğreterek ve en önemlisi de her şeyi yeterli ve dengeli yiyerek sağlıklı kilo vermek.

AMACIMIZ  6 AYLIK ZAYIFLAMA PROGRAMI UYGULAMAK DEĞİL ÖMRÜMÜZ BOYUNCA  UYGULAYACAĞIMIZ DOĞRU BESLENME  ALIŞKANLIKLARINI KAZANDIRMAK

Kazanılmış bu doğru alışkanlıklarla da sadece obeziteden korunmak değil aynı zamanda kanser ,kalp ve diyabet gibi çağımızın yaygın hastalıkların riskini azaltmak.


Danışanlarım ile çıkacağımız bu SAĞLIKLI ve FERAH YOLCULUKTA sıkılma ,bıkma UMUTSUZLUK olmayacak her zaman yeni beslenme karakterine ,vücut yapısına ,kan bulgularına göre ayarlanmış beslenme programı ile hem kilolarımızdan kurtulacağız hemde sağlığımızı kazanacağız.


BENİMLE ÇIKACAĞINIZ BU YOLCULUKTAN SONRA YENİ YAŞAM  TARZINIZDA ARTIK KİLOLARA YER YOK !!  BİZ HAZIRIZ VE SİZİ BEKLİYORUZ.

                           

                                                                             


KARDİYOLOJİ

      Kardiyoloji doktorumuz Uz.Dr.Arslan ÖCAL merkezimizde hizmet vermektedir.Kalp rahatsızlığınızla ilgili tüm tanı ve tedavilerinizi doktorumuza danışıp merkezimizde gerekli görülen tedavileri yaptırabilirsiniz.
     Vücudumuza gerekli oksijen ve besin maddelerini sağlayan kalbimiz, çeşitli nedenlerle bu görevini yerine getiremediğinde, bizzat kendinde veya diğer organlarda birtakım bozukluklara sebep olur.
Bunlar da hastalık belirtileri olarak, hastaların şikayetlerini oluşturur.
Genel olarak hastalarda görünen kalp hastalıkları belirtileri:

                         
  • - Ağrı
  • - Nefes darlığı
  • - Yorgunluk ve halsizlik
  • - Çarpıntı
  • - Bacaklarda ve karında şişme(ödem ve asit)
  • - Öksürük
  • - Bayılma(senkop)
  • - Hazımsızlık, hıçkırık ve yutma güçlüğü
  • - Baş ve ense ağrıları
  • - Morarma
olarak sıralanabilir.
Ağrı
Kalp hastalıklarının en önemli ve en sık rastlanan belirtilerinden biridir. Koroner arter hastalığı(yani kalbi besleyen damarların daralması veya tıkanması) nedeniyle yeterince oksijen alamayan kalp kası, bunu ağrı ile gösterir.
Ancak, göğüste hissedilen ağrıların hepsi kalp kaynaklı olmayabilir. Kas, kaburga, omurga, yemek borusuna ait ağrılar da göğüste hissedilebilir.
Ağrı yorulunca veya heyecanlanınca oluyor, dinlenince geçiyorsa koroner damarlarla ilgili olma ihtimali çok fazladır.
Aort stenozu, hipertrofik obstruktif kardiyomiyopati, ciddi hipertansiyon, aort yetersizliği, ciddi anemi, hipoksi gibi nedenler göğüste iskemik(yani kanın az gelmesi) kökenli ağrılara neden olur.
Aort disseksiyonu(ana damarın yırtılması), perikardit(kalp zarı iltihabı), mitral kapak prolapsusu da iskemik kökenli olmayan ağrılara yol açar.
Özofagus spazmı, özofajial reflü, özofagus yırtılması, peptik ulkus ta gastroentestinal kökenli göğüs ağrılarına yol açar.
Anksiyete, depresyon, kardiyak psikoz, kişisel çıkar amaçlı psikojenik nedenlerle de oluşan göğüs ağrıları vardır.
Toraks çıkış sendromu, servikal-torasik omurda dejeneratif eklem hastalığı, kostokondrit, herpes zoster(zona), göğüs duvarı ağrı ve hassasiyeti gibi nörojenik, kas-iskelet sistemine bağlı sebepler de göğüs ağrılarını oluşturabilir.
Akciğer kaynaklı, akciğer enfarktüsü ile beraber olan veya olmayan akciğer embolisi, pnömotoraks, plevrayı da(akciğer zarını) kapsayan pnömoni(zatürree) de göğüs ağrısına neden olur. Plörezi(akciğer zarının iltihabı, su toplaması) daha ziyade yan ağrısıyla kendini gösterir.
Angina pektoris dediğimiz, koroner damarların daralması veya tıkanması sonucu oluşan göğüs ağrısı, sıklıkla ağır bir yemekten sonra veya heyecanlı, sinirli, üzüntülü bir durumdayken, bazen de yorucu bir iş, yürüyüşle meydana gelir.
Angina pektoris, genellikle yavaş yavaş artar ve yayılır. Batıcı veya saplanıcı tarzda, ani olarak maksimum şiddette oluşan ağrılar, genellikle kalple ilgisi olmayan, kas-iskelet veya sinir kökenli ağrılardır.
Anginal ağrı, genellikle retrosternal(iman tahtasının arkasında) veya orta hattın hafif solunda, sternumun altında hissedilir. Nadir olarak sol meme altında olabilir.
Miyokard iskemisi ağrısı, her iki taraftan göğüse ve kollara(daha çok sol kol), boyuna ve alt çeneye yayılma eğilimindedir. Bazen arkaya ve enseye doğru da yayılabilir.
Perikardit, yani kalp zarı iltihabı durumunda oluşan ağrı süreklidir. Nefes alıp vermekle, göğüs hareketleriyle artar. Sırt üstü yatınca artar, öne doğru eğilince hafifler. Genellikle ateş, nefes darlığı, çarpıntıyla birlikte görülür.
Akciğer zarı hastalıklarında(plörezi) da benzer tipte ağrı vardır.
Ana atar damar yırtılmasında(aort disseksiyonu) çok şiddetli bir ağrı duyulur. Hasta damar yırtılmasını, yırtılma şeklindeki ağrıyı net olarak hissedebilir. Ağrıyla birlikte hastada terleme, morarma, tansiyon düşmesi, fenalık hissi, baygınlık olur; kol ve bacaklar morarır.
Ana akciğer damarı ve dallarının pıhtıyla tıkanmasında göğsün ortasında şiddetli bir ağrı olur. Aynı zamanda öksürük, kanlı balgam, çarpıntı ve morarma vardır.
Nefes darlığı
Nefes darlığı, kişinin zorlu ve yorucu, güçlükle nefes alıp vermesi demektir. Birçok nedeni vardır.
Kronik nefes darlığı, kalp yetersizliği, kronik akciğer hastalığı veya fiziksel kondisyon eksikliğine bağlı olarak(yaşlılar, şişmanlar veya daha çok oturarak iş yapan kişiler) gelişebilir.
Nefes darlığının ani artışı akciğerden çok kalp hastalığını düşündürür. Diğer yandan, hem akciğer, hem de kalp hastalığı olanlarda nefes darlığına hangisinin daha çok sebep olduğunu ayırt etmek oldukça güçleşebilir.
Yatar pozisyondayken gelişen nefes darlığı daha çok sol kalp yetersizliği veya mitral kapak hastalığı olan kişilerde görülür. Beraberinde öksürük de vardır.
Gece yattıktan 2-3 saat sonra gelişen nefes darlığı, genellikle kalkıp oturularak düzelir. Ataklar hafif olabildiği gibi, hırıltılı solunum, öksürük, şiddetli nefes darlığı ve beraberinde panikle de görülebilir. Bazen akciğer ödemine kadar gidebilir. Sol kalp yetersizliği olan kişilerde, gece yatınca merkezi kan hacminin artmasına bağlı olarak gelişir. Bacaklarda göllenmiş olan kan da gece merkezi kan sistemine eklenince, zaten sınırda çalışan kalp, yetersizliğe girer.
Eforla veya istirahatte gelen kuru, gıcık şeklindeki öksürük, kalp yetersizliğine bağlı akciğer ödemiyle ilgili olabilir. Nefes darlığı genel olarak bulunsa da, öksürük şikayeti daha ön plana geçebilir.
Akut akciğer ödemine bağlı olan öksürükte pembe, köpüklü balgam görülürken; kronik bronşitin balgamı genellikle beyaz ve sümüksüdür.
Nefes darlığıyla birlikte duyulan düdük sesi(wheezing) akciğer veya kalp hastalıklarına bağlı olabilir.
Nefes darlığı, kalp hastalıklarında olduğu gibi, çok çeşitli solunum sistemi hastalıklarında, kansızlıklarda, sinir sistemi hastalıklarında da görülebilir.
Yorgunluk ve Halsizlik
Pek çok nedene bağlı olarak gelişebilir. En sık anksiyete ve depresyona bağlı olarak görülür.
Anemi, hipertiroidi ve diğer kronik hastalıklar yorgunluk ve halsizliğe neden olabilir.
Kalp yetersizliği olan hastalarda, verilen idrar sökücü ilaçlar ve kalp yetersizliğinin giderek artması, halsizlik ve yorgunluğa neden olur.
Koroner arterlerinde yaygın daralmalar olan hastalarda da, yaygın kalp kası iskemisine bağlı olarak eforla ciddi yorgunluk hissi olur.
Çarpıntı
Kalp atımları normalden daha hızlıysa veya rahatsızlık verici bir şekilde hissediliyorsa, çarpıntı hissi oluşur. Çarpıntı, sıklıkla hiçbir ciddi kalp hastalığı olmadan gelişen selim bir belirtidir; fakat bazen yaşamı tehdit edici bir durum da gösterebilir.
Bazen basit ekstrasistoller(erken atımlar) göğüste "uçuşma" veya "gümleme" hissi verebilir.
Bazen çarpıntılar krizler halinde gelir. Krizler kendiliğinden geçebildiği gibi, çok uzun sürebilir ve tedavi gerektirebilir. Çarpıntı hisseden kişi veya yakını o sırada nabzı sayabilir, düzenli olup olmadığına dikkat edebilirse, tanı koymaya çok yardımcı olur.
Nabzı el bileğinin iç kısmında, baş parmak hizasında kolayca bulabiliriz.
Bazen, çarpıntıya bağlı fenalık hissi, baygınlık olabilir. Bazen de, altta yatan ciddi bir kalp hastalığı varlığında gelişen ciddi bir ventrikül taşikardisi, genel durumu bozmayabilir.
                                        

Bacaklarda ve karında şişme (ödem ve asit)
Bacaklarda şişme(ödem), sağ veya sol kalp yetersizliğinin sık görülen bir bulgusudur.
Kalp kökenli ödem, nadiren yüz ve kolları tutar. Yatan hastalarda, kuyruk sokumu üstünde ödem görülür.
By-pass ameliyatı sonrası, damar alınan bacakta ödem oluşabilir.
Bazı ilaçları alanlarda da(kalsiyum antagonisti) ayak ve ayak bileği ödemi görülebilir.
Varis, şişmanlık, sıkı korse, böbrek yetersizliği ve hipoproteinemik siroz gibi hastalıklarda da bacaklarda şişme, ödem oluşur.
Karın çevresinin genişlemesi, karın şişmesi, asit dediğimiz karın içi sıvı gelişimiyle ilgilidir.
Konjestif kalp yetersizliğine bağlı ciddi ödemi olan hastalarda da asit gelişir.
Konstriktif perikarditte(kalp zarının sertleşip, kalbi sıkıştırması durumu) asit oldukça sıktır.
Siroz, böbrek hastalıkları, tümör gibi nedenlerle de asit gelişebilir.
Öksürük
Kalp hastalıklarında görülen öksürük, yorulmakla ilişkili ve kesik kesiktir. Hırıltılı solunum, çarpıntı ve nefes darlığı da birlikte olabilir. Öksürük kuru veya balgamla olabilir. Balgam köpük şeklinde ve pembe ise, akut akciğer ödemini düşündürür.
Geceleri uykudan uyandıran ve kalkıp oturmakla geçen öksürük, kalp yetersizliği belirtisidir.
Bazı ilaçların sebep olduğu(ACE inhibitörleri) kuru öksürük te mevcuttur.
Akciğer hastalıklarının hemen tümünde öksürük vardır. Bunlarda balgam beyaz, sarı, yeşil, sümüksüdür. Akciğere pıhtı attığı durumlarda göğüs ağrısı, öksürük, kanlı balgam birliktedir.
Bayılma(Senkop)
Kardiyak senkop(bayılma), kalp debisindeki(atım hacmi) ani düşüşe bağlı olarak gelişen yetersiz beyin kan akımına bağlı geçici şuur kaybı olarak tanımlanır. Presenkop ise, hastanın fenalık hissi ve zayıflık hissedip, postürünün bozulma noktasına gelmesine rağmen, şuurunu kaybetmemesiyle karakterize edilir.
Atak sırasında yaralanma, ani bayılıp düşme ile olan daha ciddi bir durumu gösterir. Kardiyak ritm bozukluğuyla gelişen senkopta, kısa süreli kasılma gözlenebilir.
Kardiyojenik şokta hasta idrar kaçırabilir; ritm düzelince şuur ani olarak açılır. Nörolojik olanda, uykulu hal devam eder.
Sık görülen tipteki bayılma(vazovagal senkop); fazla vagal uyarıdan kaynaklanan nabız ve tansiyon düşmesi nedeniyle gelişir. Çoğunlukla, sıcak bir odada, ağır bir yemek gibi uyarıcı faktörler vardır. Bulantı, terleme, esneme, bazen görme ve duyma bozukluğu gibi ön belirtiler olur. Atak sonrasında hasta soluk, terli olabilir ve kalp hızı yavaştır. Herhangi bir gastroentestinal bulgu eşliğinde gelişen baygınlık genellikle vazovagaldir.
Boyundaki karotis sinüsünün aşırı hassasiyeti nabzı yavaşlatıp baygınlığa yol açabilir. Traş sırasında, sıkı kravat takıldığında, baş aşırı çevrildiğinde gelişebilir. Sık rastlanan bir durum değildir.
Genellikle altta yatan akciğer hastalığına bağlı öksürük nöbetleri senkopa yol açabilir.
Çok hızlı veya yavaş aritmiler hafif baş dönmesinden baygınlığa kadar şuur değişikliği yapabilir. Geçici tam kalp bloğu, kalp duraklaması, ventrikül taşikardisi, baygınlığa yol açabilir. Ön belirti olmadan ani şuur kaybı olur ve ritm düzelince kişi hemen normale döner.
Aort stenozu veya hipertrofik kardiyomiyopatisi olanlarda, eforla gelen şuur kaybı olabilir.
Kalp boşluğu içindeki tümör veya pıhtı tarafından kalp kapağının geçici tıkanması, hastanın pozisyonuna bağlı olarak senkopa neden olabilen nadir bir durumdur.
Çoğu normal hastada hızlı pozisyon değişikliğine bağlı geçici baş dönmesi olabilir. Yaşlılarda daha fazla görülür. Postüral hipotansiyon, hasta uzanmışken ve genelde yatar veya oturur pozisyondan ani kalkışlarda gerçekleşen bayılma veya baş dönmesinin sık nedenlerindendir. Buna da sebep sıklıkla periferik nöropati, otonom fonksiyon bozukluğu, sıvı kaybı veya ilaç yan etkisidir.
Hazımsızlık, hıçkırık ve yutma güçlüğü
Koroner yetersizliğine bağlı angina pektorisi olan pek çok hasta, yakınmalarını hazımsızlık ve yanma ile karıştırır. Aksine, özofajiyel reflüsü veya spazmı olan hastalar da yakınlamalarının angina pektoris olduğunu düşünebilir.
Hıçkırık, enfarktüslü hastalarda nadiren gelişir; kalp cerrahisi sonrası ise sık görülür.
Yutma güçlüğü, sistemik sklerozlu, aortik arkus anomalisi olan veya aşırı geniş sol atriumlu(kulakçıklı) hastalarda gelişebilir.
Baş ve ense ağrıları
Arter basıncının çok yükselmesinde veya çok düşmesinde baş ve ense ağrısına sıklıkla rastlanır. Ani yükselmelerde, baş ağrısıyla birlikte bulantı da olur.
Morarma(siyanoz)
Kanın iyi oksijenlenmediği veya kalp veya büyük damarlar seviyesinde kirli kanın temiz kana karışmasıyla oluşur. Kalp kaynaklı morarmalar santral tipte siyanoza sebep olur, yani mukozalar(örneğin ağız içi) da morarır.
Doğumsal kalp hastalıklarında ve kalp yetersizliklerinde görülür.
Periferik tipteki morarmada, mukus membranlar(örneğin ağız içi) morarmaz. Dolaşım yetersizliği, şok, periferik vazospazmda görülür.

KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI

 

       KBB uzmanımız OP.DR.KADİR FIRAT kulak burun boğaz ve bu organlarla ilişkili baş ve boyun yapılarında meydana gelen hastalık ve rahatsılıkları olan hastaların tıbbi ve cerrahi tedavisini merkezimizde yapmaktadır.

 

BOĞAZ HASTALIKLARI

·         Bademcik ve genizeti hastalıklarının tedavisini
·         Dudaklar ,ağız boşluğu ve boğazda yer alan her türlü iltihabi hastalıklar ,iyi ve kötü huylu tümörler
·         Horlama ve uykuda tıkanma (apne)hastalığının tedavisi
·         Ses telleri (gırtlak) ve yutak bölgesinde yer alan her türlü iltihabi hastalıklar ,iyi ve kötü huylu tümörler
·         Ses ve konuşma bozuklukları
·         Tükürük bezlerinin her türlü iltihabi hastalıkları ,iyi ve kötü huylu tümörleri baş ve boyun bölgesi hastalıkları
·         Boyundaki her türlü iltihabi hastalıklar iyi ve kötü tümörler

 

                                               

KULAK HASTALIKLARI

 

·         İşitme kayıpları

·         Akut ve kronik kulak iltihapları

·         Baş dönmeleri

·         Kulak çınlamaları

·         Yüz felci ve bu bölgedeki diğer önemli sinirlerin hastalıkları

·         Sinir kökenli ağrıları

·         Kulak bölgesinde ki her türlü iyi ve kötü huylu tümörler

·         Kulak ve dış kulak  kanalının doğumsal şekil bozuklukları

 

 

BURUN HASTALIKLARI

 

·         Septum deviasyonu,konka hipertrofileri nazal polipler

·         Burun ve sinüslerin her türlü iltihapları

·         Alerjik nezle koku bozuklukları

·         Burun tıkanıklığı

·         Burun ve sinüs bölgesindeki her türlü iyi ve kötü huylu tümörler

·         Şekilsel burun problemleri(estetik burun cerrahisi)

 

 

Burun Estetiği

Burun Estetiği - Rinoplasti

Burun Estetiği, (Rinoplasti) veya Revizyon Burun Estetiği cerrahisi, burnun görünümünü iyileştirmek için yeniden şekil vermek demektir. Rekonstrüktif estekik burun (rhinoplasti); konjenital anomalileri ve travma nedenli şekil bozukluklarını düzeltmek için uygulanır. Ayıca, burun içi deformitelere bağlı burun tıkanıklıkları hafifletmek için uygulanan bir ameliyat olan septoplasti ile birliktede yapılabilir.
Burun yüz bölgesinin estetiğini belirleyen en önemli unsurdur. Estetik cerrahi alanı içindeki en önemli ameliyat grubunu oluşturan burun estetiği, tıp dilinde rinoplasti olarak adlandırılır. Burun estetiği ameliyatı buruna yeni şekil vermek için uygulanır. Burun ucu kaldırılıp indirilebilir, burun ucu inceltilip sivriltilebilir, veya tam tersi kalınlaştırılabilir, burunda sağa sola eğrilikler varsa düzeltilebilir, burun sırtı çökükse dolgunlaştırılabilir, kambursa fazlalıkları alınabilir, burun delikleri büyükse küçültülebilir, asimetri varsa düzeltilebilir. Burnun şekli ile ilgili problemlerin yanı sıra septum deviasyonu adı verilen iç kıkırdak ve kemik eğrilikleri, buna bağlı nefes alma zorluğu varsa burun estetiği ameliyatı ile birlikte septum deviasyonu ameliyatı da yapılarak nefes almada rahatlama sağlanır. İdeal burun estetiği, buruna yüz ile uyumlu doğal bir şekil vermekle birlikte nefes almayı da rahatlatmalıdır.




 


Ameliyat öncesi göz önünde bulundurulması gerekenler;

Burun estetiği (Rhinoplasti) düşünülüyorsa, atılması gereken ilk adım estetik cerrah ile görüşmektir. Cerrahi sonrası görünüş ve hisleriniz hakkındaki beklentilerinizi samimi olarak cerrahınızla görüşmelisiniz. Herhangi bir estetik ameliyat olmadan önce duygusal olarak dengeli durumda olmanız en önemli faktörlerden biridir. Rhinoplasti yani burun estetiği burnunuzun şeklini değiştirecek; hayatınızın değil. Estetik cerrahi görünümünüzü iyileştirip sizin kendinize olan güveninizi tazeleyecektir.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...